12 Ağustos 2010 Perşembe

koca agiz


4 senedir ust lisans yapiyorum ve 4 senedir beni rahatsiz eden ve daha da rahatsiz edecekmis gibi duran soyle aci bir durum var: iyi gecinmemiz, birbirimizi anlamamiz beklenen bolumdeki insanlarla (ve, cekinerek itiraf ediyorum, ozellikle erkeklerle) birbirimiz uzerinde ustunluk kurma cabasi olmadan iki cift laf etmek mumkun degil. Bu ustunluk kurma, “mudur bey” edasiyla ders verme oyunu konustugumuz sey elimde tuttugum sandvic bile olsa hemen baslayiveriyor.  Diyalogla baslayan (ve bana kalirsa oyle devam etmesi gereken) konusma karsimdaki kisinin bana ozel verdigi kisisel konferansina donusuyor.  Cakil tasi veya pul toplar gibi “bilgi” toplayan, ama aslinda hicbir sey “bilmeyen” , cunku ansiklopedik bilgiyi ceplerine dolusturmakla deneyimlemeyi bir sanan, baskalarina “bilgili” gorundukleri surece uzerinde konustugu seyi anlama (o seyi kendine dert etme) kaygisi gutmeyen bu kisilere baktigimda kocaman bir agizdan baska hicbir sey gormuyorum artik. Kocaman acilmis, devamli yukari asagi hareket eden bir agiz.

Turkiye’deki roman okurlarinin cogunun kadin oldugu kusturana kadar her yerde soylenir (hikaye derseniz, ne yazik ki onu ne kadin ne de erkek okur zaten). Erkeklerin daha cok referans kitaplarina yoneldigi, kadinlarinsa edebiyatla ve genel olarak sanatla daha ilgili oldugu yonunde soylenegelen bir klise vardir (yalniz Turkiye’de yok bu klise tabi). Bu tarz bir konusmayi her duydugumda icimden hep “dogrudur, ama zaten mumkunse sanat manat takip etmesinler hic” diye gecer. Soyle ki, simdi bir film hakkinda mi konusuluyor, koca agzimiz o konuda bildigi ne varsa alt alta siralar, alakali oldugu veya senin ilgini cekecegini dusundugu icin degil, sadece bildigi icin. Biliyorsa soylemelidir. Sen filmdeki filanca durumdan ne kadar etkilendigini mi soyluyorsun, o sana yonetmenin yasini soyler. Cunku onu biliyor, onu soyleyecek, ama bir sey soyleyecek, ve soyledigi bu sey mumkunse “nesnel” bir sey olacak. Cunku ona “beyaz adam nesnelligi”nin her durumda uygulanabilecek, en ustun bilme tarzi oldugunu (ve de “mumkun” oldugunu) soylemisler, o da caliskan ve akilli bir cocuk oldugu icin inanmis. Simdi, dusunce okuma gibi bir yetenegim yok, ama sanmiyorum ki o filmin yonetmeni koca agzin teki orda burda cikardigi iki satirlik formulize yorumlarla caka satsin diye o filmi yapmis olsun. "Kendini ifade etme kaygisi" dedigimiz bir sey vardir, ki koca agizlarin boyle bir kaygiyi hissetmisligi yoktur. Koca agizlar icin her sey Sudoku gibi bir zeka oyunudur, eh zaten habitatlarinda makbul olan da budur.

--alamet-i yarika